<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Songül TOKER &#187; Songül TOKER</title>
	<atom:link href="http://songultoker.com/category/yazar-sair/songul-toker-yazar-sair/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://songultoker.com</link>
	<description>Şiir Ve Edebiyat</description>
	<lastBuildDate>Tue, 12 Jul 2011 17:03:52 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.2.1</generator>
		<item>
		<title>Haritalarda-Songül TOKER</title>
		<link>http://songultoker.com/haritalarda</link>
		<comments>http://songultoker.com/haritalarda#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 15 Oct 2010 12:18:45 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Şiir]]></category>
		<category><![CDATA[Songül TOKER]]></category>
		<category><![CDATA[haritalar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://songultoker.com/?p=316</guid>
		<description><![CDATA[Yüreğime acılardan Harita çizdim Her ülkeden gelen Ayrı çığlıktı yolları Kırmızı kalemle çizilen Ruhum kanlar içinde Her gece! Ölen insanlarla Ölmekte Sabır! Kutsal kelime Dantel gibi Örülmüş Hücrelerimize Deforme edilen Ruhumuz Hak aramakta! Çakkallar sofrasından Dökülen kırıntıda.. İğreti ihanetin kokusu Üzerime sinerken Sorgulamak! Sorgusu yasak olanı Belirsizliğin ! İmgesiz vurgusu Yorgun sessizliğinde Umutlar İhanetin egemen [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Yüreğime acılardan<a href="http://songultoker.com/wp-content/uploads/forest_wallpaper_09_1024x768.jpg"><img class="size-medium wp-image-325 alignright" title="forest_wallpaper_09_1024x768" src="http://songultoker.com/wp-content/uploads/forest_wallpaper_09_1024x768-300x225.jpg" alt="" width="300" height="225" /></a><br />
Harita çizdim<br />
Her ülkeden gelen<br />
Ayrı çığlıktı yolları<br />
Kırmızı kalemle çizilen<br />
Ruhum kanlar içinde<br />
Her gece!<br />
Ölen insanlarla<br />
Ölmekte<br />
Sabır!<br />
Kutsal kelime<br />
Dantel gibi<br />
<span id="more-316"></span>Örülmüş Hücrelerimize<br />
Deforme edilen<br />
Ruhumuz<br />
Hak aramakta!<br />
Çakkallar sofrasından Dökülen kırıntıda..<br />
İğreti ihanetin kokusu<br />
Üzerime sinerken<br />
Sorgulamak!<br />
Sorgusu yasak olanı<br />
Belirsizliğin !<br />
İmgesiz vurgusu<br />
Yorgun sessizliğinde<br />
Umutlar<br />
İhanetin egemen dalına<br />
Asılırken<br />
Beşikte uyutulan<br />
çocuğun iniltisi<br />
Anaların gözbebeklerinden<br />
Akmakta<br />
Üstü örtük…<br />
Günahların bedeli<br />
Asiliye tin mavi kanı!<br />
Mahremiyet odalarında<br />
Bir yosma gibi<br />
Saklanırken<br />
Sabrın ibresi taşmış<br />
Zaman dokusunda<br />
Dondurmaya çalıştığım<br />
Yüreğimin öfkesi<br />
Her gece<br />
Yeniden kanamakta<br />
‘HARİTALARDA’</p>
<p>SONGÜL TOKER<br />
www.songultoker.com</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://songultoker.com/haritalarda/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>DOĞUM GÜNÜN KUTLU OLSUN  EDİZ</title>
		<link>http://songultoker.com/dogum-gunun-kutlu-olsun-ediz</link>
		<comments>http://songultoker.com/dogum-gunun-kutlu-olsun-ediz#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 07 Oct 2010 10:47:51 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Songül TOKER]]></category>
		<category><![CDATA[Yazar Şair]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://songultoker.com/?p=308</guid>
		<description><![CDATA[﻿﻿﻿ Sen gelince Güneş doğdu dünyamıza Evin her kösesi Cennet alanına döndü sanki Sen bizim bilinmeyen Yokluğumuz Eksik olan yanımızdın Gelişinle… Mutluluğun resmini çizdin bizlere Her gün yeni bir tablo Her gün yeni bir neşe Seninle hayat buldu yasam Her şeyin ilkini Yeniden yaşattın bize İlk gülüş İlk sözcük İlk dokunuş Minik ayakların İlk toprağa [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://songultoker.com/wp-content/uploads/Ediz.jpeg"></a>﻿﻿﻿<img class="alignleft" src="http://www.philognosie.net/fun/266/kleinkind.jpg" alt="" width="200" height="159" /></p>
<p>Sen gelince<br />
Güneş doğdu dünyamıza<br />
Evin her kösesi<br />
Cennet alanına döndü sanki<br />
Sen bizim bilinmeyen<br />
Yokluğumuz<br />
Eksik olan yanımızdın<br />
Gelişinle…<br />
Mutluluğun resmini çizdin bizlere<br />
Her gün yeni bir tablo<br />
Her gün yeni bir neşe<br />
Seninle hayat buldu yasam<br />
Her şeyin ilkini<br />
Yeniden yaşattın bize</p>
<p><span id="more-308"></span><br />
İlk gülüş<br />
İlk sözcük<br />
İlk dokunuş<br />
Minik ayakların<br />
İlk toprağa basışı<br />
Seninle yeniden çocuk olduk<br />
Gülmeyi<br />
Sevinmeyi<br />
Paylaşmayı öğrendik<br />
Bize yaşattığın tüm mutluluklar için<br />
Sana minnettarız EDIZ<br />
Hayatin boyunca yüzündeki tebessüm<br />
Dudaklarındaki gülücük eksik olmasın<br />
İyi ki doğdun bir tanem<br />
İyi ki doğdun<br />
Ömrünün koca bir yılını geçirdin bizimle<br />
Nice yıllara bebeğim nice yıllara</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://songultoker.com/dogum-gunun-kutlu-olsun-ediz/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>ÇÖPÇÜYÜZ BİZ / Songül TOKER</title>
		<link>http://songultoker.com/copcuyuz-biz-songul-toker</link>
		<comments>http://songultoker.com/copcuyuz-biz-songul-toker#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 12 Sep 2010 19:31:36 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Edebiyat]]></category>
		<category><![CDATA[Şiir]]></category>
		<category><![CDATA[Songül TOKER]]></category>
		<category><![CDATA[Yazar Şair]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://songultoker.com/?p=301</guid>
		<description><![CDATA[Her gece Tan yeri ağarmadan Dökülürüz MERSİN sokaklarına Çöpçüyüz biz… Temizleriz kare kare Geceden arta kalan umutlarını Bu şehrin… Gülüp geçtiğiniz sokaklarda Çarmıha gerip bir bir Sokak lambalarına astığınız Düşleriniz var ya İşte onları! Biz temizleriz Bazen içimiz burkulur Kıyamayız düşlerinize Kayıp olan umutlarınıza Toplarız onları avuçlarımızda Göndeririz bir bir gökyüzüne Sizin için! İsteriz hiç [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Her gece Tan yeri ağarmadan<img class="alignright" src="http://img.internethaber.com/news/133511.jpg" alt="" width="260" height="198" /><br />
Dökülürüz MERSİN sokaklarına<br />
Çöpçüyüz biz…<br />
Temizleriz kare kare<br />
Geceden arta kalan umutlarını<br />
Bu şehrin…<br />
Gülüp geçtiğiniz sokaklarda<br />
Çarmıha gerip bir bir<br />
Sokak lambalarına astığınız<br />
Düşleriniz var ya<br />
İşte onları!<span id="more-301"></span><br />
Biz temizleriz<br />
Bazen içimiz burkulur<br />
Kıyamayız düşlerinize<br />
Kayıp olan umutlarınıza<br />
Toplarız onları avuçlarımızda<br />
Göndeririz bir bir gökyüzüne<br />
Sizin için!<br />
İsteriz hiç bir umut<br />
Hiç bir düş kayıp olmasın<br />
Yıldızlar gibi<br />
Tekrar dökülsünler<br />
Gökyüzünden<br />
Saclarınıza<br />
Çöpçüyüz biz!<br />
Sizden arta kalan ne varsa<br />
Toplamaktır görevimiz<br />
Her tan yeri ağardığında<br />
Sizler uyurken yatağınızda<br />
Elimizde süpürgemiz<br />
Süpürürüz caddeleri<br />
Bazen süpürgenin saçaklarına<br />
Bir hovardanın sahte sözleri takilir<br />
Bazen batak hanelerin tozu dumanı<br />
Bazen sevginin dökülen yüzü<br />
Bazen bir çocuğun kırılmış oyuncağı<br />
Bazen bir annenin gizli korkuları<br />
Bazense babaların O taşıyamadıkları<br />
Kamburları var ya…<br />
İste onları… onları<br />
Süpürgenin saçaklarından toplar<br />
Göz yaşlarımızla yıkarız<br />
Dedim ya çöpçüyüz biz<br />
Biz olmasak!<br />
Çöp tepeleri<br />
Dolar sokaklarınız<br />
Bu şehir boğulur<br />
Yok olur<br />
İmha eder kendini<br />
Sizlerse bakışlarınızla<br />
Küçümsersiniz bizleri<br />
Çünkü biz sizler için<br />
Düşlerinizden arta kalanlar gibi<br />
Basit bir çöpçüyüz,<br />
Ama tan yeri ağardığında<br />
Bizleriz sokakların ´KRALI´<br />
Siz fark etmeseniz de<br />
Her sabah yeniden<br />
Dökülmüş düşlerinizi<br />
Toplayan</p>
<p>KAHRAMANLAR<br />
´´ BIZLERIZ´´</p>
<p>Songül TOKER  <a href="mailto:s_toker@hotmail.com">s_toker@hotmail.com</a></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://songultoker.com/copcuyuz-biz-songul-toker/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>ÇOCUĞUZ BİZ – SONGÜL TOKER</title>
		<link>http://songultoker.com/cocuguz-biz-%e2%80%93-songul-toker</link>
		<comments>http://songultoker.com/cocuguz-biz-%e2%80%93-songul-toker#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 18 Aug 2010 23:50:42 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Şiir]]></category>
		<category><![CDATA[Songül TOKER]]></category>
		<category><![CDATA[Yazar Şair]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://songultoker.com/?p=297</guid>
		<description><![CDATA[Çocuğuz biz! Dünyanın her yerinde Yeşil Mavi Eladır rengimiz… Çocuğuz biz! Bazen hüzün olur gözlerimiz Bazen üşür çıplak kalan bedenimiz Bazen kıllı zebaniler göğsünde Çığlıklar kaplar gecelerimizi Bazen yanarız Bombalar içinde Bazen Allah adına Kurşuna diziliriz… Çocuğuz biz! Tankların tüfeklerin içinde Ölüm korkusuyla besleniriz Tanımayız kestiremeyiz Maskeler ardındaki sizi Sevgiyle nefretin rengini Seçemeyiz… Çocuğuz biz! [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img class="alignleft" src="http://fatihmehmetyildirim.com/wp-content/cocuk-297x300.jpg" alt="" width="297" height="300" />Çocuğuz biz!<br />
Dünyanın her yerinde<br />
Yeşil<br />
Mavi<br />
Eladır rengimiz…<br />
Çocuğuz biz!<br />
Bazen hüzün olur gözlerimiz<br />
Bazen üşür çıplak kalan bedenimiz<br />
Bazen kıllı zebaniler göğsünde<br />
Çığlıklar kaplar gecelerimizi<br />
Bazen yanarız<br />
Bombalar içinde<br />
Bazen Allah adına<br />
Kurşuna diziliriz…<span id="more-297"></span><br />
Çocuğuz biz!<br />
Tankların tüfeklerin içinde<br />
Ölüm korkusuyla besleniriz<br />
Tanımayız kestiremeyiz<br />
Maskeler ardındaki sizi<br />
Sevgiyle nefretin rengini<br />
Seçemeyiz…<br />
Çocuğuz biz!<br />
Her gün yeniden güvenir<br />
Sizin barış türkülerinde<br />
Yankılanan<br />
Teselli sözlerinize<br />
Aç kalan<br />
Kanlı göz bebeklerimiz…<br />
Çocuğuz biz!<br />
Bazen yetmez<br />
Avutmaz<br />
Teselli etmez bizi<br />
Sizin şirin sözleriniz…<br />
Çocuğuz biz!<br />
Kabuk bağlamaz<br />
Kanayan yaramız<br />
İniltimiz azalmaz<br />
Diriltmez toprağa gömülen bizi<br />
Sizin barış türküleriniz…<br />
Çocuğuz biz!<br />
Bu gün 23 Nisan<br />
Kaldırın raflara<br />
Doldurun çekmeceleri<br />
Tıkayın üstü örtük<br />
Gerçekleri<br />
Renkli balonlar<br />
Pembe rüyalar<br />
Süslü sözler asılı kalsın<br />
Uçurtmalarda…<br />
Çocuğuz biz!<br />
Tanımayız kestiremeyiz<br />
Maskeler ardındaki ‘Sizi‘</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://songultoker.com/cocuguz-biz-%e2%80%93-songul-toker/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Bu gece ruhum</title>
		<link>http://songultoker.com/bu-gece-ruhum</link>
		<comments>http://songultoker.com/bu-gece-ruhum#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 03 Jun 2010 12:37:07 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Şiir]]></category>
		<category><![CDATA[Songül TOKER]]></category>
		<category><![CDATA[Yazar Şair]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://songultoker.com/?p=222</guid>
		<description><![CDATA[Bu gece ruhum Notalar üstünde dolaşmakta Piyanonun klavyelerinde Ucmakta bu gece Canhiraş konçertosu Çalmaya başladı Hüzün kokuyor Arka bahçede Aşk violinin Kaypak tellerinde inlerken Her telinde ayrılık acısı Her telinde suskun bir sitem kelebeğin kanat çırpısında Kanayan yanım Ölüm sesizliğinde Anılar nağmenin Gizemli ahenginde Dans ederken Aşk notasının son tininde Kemanın inleyen sesinde İnlemekte bu [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img class="alignleft" src="http://www.guzelresimler.net/data/media/59/huzun.jpg" alt="" width="344" height="253" />Bu gece ruhum<br />
Notalar üstünde dolaşmakta<br />
Piyanonun klavyelerinde<br />
Ucmakta bu gece<br />
Canhiraş konçertosu<br />
Çalmaya başladı<br />
Hüzün kokuyor<br />
Arka bahçede<br />
Aşk violinin<br />
Kaypak tellerinde inlerken<br />
Her telinde ayrılık acısı<br />
Her telinde suskun bir sitem<br />
kelebeğin kanat çırpısında<br />
<span id="more-222"></span>Kanayan yanım<br />
Ölüm sesizliğinde<br />
Anılar nağmenin<br />
Gizemli ahenginde<br />
Dans ederken<br />
Aşk notasının son tininde<br />
Kemanın inleyen sesinde<br />
İnlemekte bu gece</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://songultoker.com/bu-gece-ruhum/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Aç Çocuklar, Songül TOKER</title>
		<link>http://songultoker.com/ac-cocuklar-songul-toker</link>
		<comments>http://songultoker.com/ac-cocuklar-songul-toker#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 23 May 2010 20:06:02 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Şiir]]></category>
		<category><![CDATA[Songül TOKER]]></category>
		<category><![CDATA[Yazar Şair]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://songultoker.com/?p=8</guid>
		<description><![CDATA[Uyanırım!!! Kabus dolu uykularımdan Gözlerimin önünden Çocuklar geçer bir, bir Afrika’dan, Asya’dan Yarı çıplak Yarı aç Hastalıktan kurumuş bedenler Pirinç tarlalarında Kahve ağaçlarında Pamuk tarlalarında Çocuklar ala bildiğine Yakalarlar beni gözleriyle Her birinden ayrı bir çığlık Her birinden ayrı bir feryat Yatağımdan kaçarım Kurtulmak için Elimi attığım her şeyde Kabus devam etmekte Kahveye dokunsam “Tutarlar [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img class="alignleft" src="http://arsiv.ntvmsnbc.com/news/249359.jpg" alt="" width="323" height="246" />Uyanırım!!!<br />
Kabus dolu uykularımdan<br />
Gözlerimin önünden<br />
Çocuklar geçer bir, bir<br />
Afrika’dan, Asya’dan<br />
Yarı çıplak<br />
Yarı aç<br />
Hastalıktan kurumuş bedenler<br />
Pirinç tarlalarında<br />
Kahve ağaçlarında<br />
Pamuk tarlalarında<br />
Çocuklar ala bildiğine<span id="more-8"></span><br />
Yakalarlar beni gözleriyle<br />
Her birinden ayrı bir çığlık<br />
Her birinden ayrı bir feryat<br />
Yatağımdan kaçarım<br />
Kurtulmak için<br />
Elimi attığım her şeyde<br />
Kabus devam etmekte<br />
Kahveye dokunsam<br />
“Tutarlar ellerimi”<br />
Meyveye dokunsam<br />
Çaya dokunsam<br />
Her yerde çocukların<br />
“El izleri………..”<br />
Koca, koca gözleriyle<br />
Sorgularlar beni<br />
Açız biz<br />
Açççç<br />
Midem bulanıyor<br />
Tutamıyorum kendimi<br />
SONGÜL TOKER</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://songultoker.com/ac-cocuklar-songul-toker/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Yokluğun &#8211; Songül TOKER</title>
		<link>http://songultoker.com/yoklugun-songul-toker</link>
		<comments>http://songultoker.com/yoklugun-songul-toker#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 12 May 2010 12:19:46 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Şiir]]></category>
		<category><![CDATA[Songül TOKER]]></category>
		<category><![CDATA[Yazar Şair]]></category>
		<category><![CDATA[barış]]></category>
		<category><![CDATA[Buram buram]]></category>
		<category><![CDATA[Dünya]]></category>
		<category><![CDATA[Gül]]></category>
		<category><![CDATA[Hasret]]></category>
		<category><![CDATA[kokar]]></category>
		<category><![CDATA[mai]]></category>
		<category><![CDATA[masal]]></category>
		<category><![CDATA[Menekşe]]></category>
		<category><![CDATA[Odam]]></category>
		<category><![CDATA[Şarkı]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://songultoker.com/?p=135</guid>
		<description><![CDATA[Buram buram Hasret kokar Odam! Sen kokarsın Bir tanem Baktığım! Her köşede Dokunduğum Her şeyde Yürüdüğüm yollarda Sen varsın Tüm şarkılar Seni Tüm şiirler Seni Anlatır bana Yokluğun Uçurumlar Yaratır Dayanılmaz olur Hasretin Tıkanır boğazımda Hüzne döner Gözlerimin rengi Anılar! Süzülür Yanağımdan SONGÜL TOKER BOCHUM S-Toker@web.de]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img class="alignleft" src="http://lh5.ggpht.com/_ceMBSSnCjt4/S-0w0ak-kkI/AAAAAAAAEZs/4kWVRxsjKBc/adsz5iz.jpg" alt="" width="300" height="179" />Buram buram<br />
Hasret kokar<br />
Odam!<br />
Sen kokarsın<br />
Bir tanem<br />
Baktığım!<br />
Her köşede<br />
Dokunduğum<br />
Her şeyde<br />
<span id="more-135"></span>Yürüdüğüm yollarda<br />
Sen varsın<br />
Tüm şarkılar<br />
Seni<br />
Tüm şiirler<br />
Seni<br />
Anlatır bana<br />
Yokluğun<br />
Uçurumlar<br />
Yaratır<br />
Dayanılmaz olur<br />
Hasretin<br />
Tıkanır boğazımda<br />
Hüzne döner<br />
Gözlerimin rengi<br />
Anılar!<br />
Süzülür<br />
Yanağımdan</p>
<p>SONGÜL TOKER<br />
BOCHUM<br />
S-Toker@web.de</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://songultoker.com/yoklugun-songul-toker/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>İçimdeki Çocuk &#8211; Songül TOKER</title>
		<link>http://songultoker.com/yaz-gunuydu-songul-toker</link>
		<comments>http://songultoker.com/yaz-gunuydu-songul-toker#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 07 May 2010 15:05:16 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Edebiyat]]></category>
		<category><![CDATA[Öykü]]></category>
		<category><![CDATA[Songül TOKER]]></category>
		<category><![CDATA[Yazar Şair]]></category>
		<category><![CDATA[Anı]]></category>
		<category><![CDATA[aşk]]></category>
		<category><![CDATA[çocuklar]]></category>
		<category><![CDATA[gezi]]></category>
		<category><![CDATA[karanlık]]></category>
		<category><![CDATA[oyun]]></category>
		<category><![CDATA[sevda]]></category>
		<category><![CDATA[yürüyüş]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://songultoker.com/?p=96</guid>
		<description><![CDATA[Güzel bir hazan mevsimiydi, gölün etrafında yürüyüş yaparken, çocuk parkının yanına gelmiştim. Oynayan çocukları görmek, onların gözlerindeki coşku ve sevinci yakalamak, beni daima mutlu ederdi. Çocuklarla oynamayı çok severim, o tertemiz dünyaları, hep büyülemiştir beni. Hemen boş duran salıncağa koşup, sallanmaya başladığımda, tüm yetişkinlerin gözleri üzerime çevrilmişti. Büyük olasılıkla beni garipsiyorlardı, oysa ben o anda, ne [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: left;"><img class="alignleft" src="http://lh3.ggpht.com/_ceMBSSnCjt4/S-0xTc8w6bI/AAAAAAAAEaI/hYOvb1q4cKU/Yaz_Resimleri.jpg" alt="" width="300" height="225" />Güzel bir hazan mevsimiydi, gölün etrafında yürüyüş yaparken, çocuk parkının yanına gelmiştim. Oynayan çocukları görmek, onların gözlerindeki coşku ve sevinci yakalamak, beni daima mutlu ederdi. Çocuklarla oynamayı çok severim, o tertemiz dünyaları, hep büyülemiştir beni.<br />
Hemen boş duran salıncağa koşup, sallanmaya başladığımda, tüm yetişkinlerin gözleri üzerime çevrilmişti.<span id="more-96"></span> Büyük olasılıkla beni garipsiyorlardı, oysa ben o anda, ne kadar mutluydum, bir bilseler. Sanki gökleri kucaklıyorum o anlarda, her seferinde daha da hızlanarak salıncakta sallanıyorum, bir an göklerin maviliğine erişirken, tekrar dönüyor ve işte ağaçların altın rengi yaprakları. Yemyeşil çimenlerle, çocuklar. Tekrar mavi, yeşilimsi göl ve gökyüzü arasında, alabildiğine hızlanmak, kucaklamak istiyorum dünyayı.<br />
Hafiften esen rüzgarın, tenimle oynaşması sırasında, içimdeki özgürlük duygusu çoğalarak büyüyor. Yeniden aşık oluyorum, doğanın o muhteşem ve esrarengiz güzelliğine. Tüm güzellikleri derin nefeslerle içime çekiyorum, içimdeki çocuğu yaşıyorum alabildiğine ve sınırsız. Buraya geldiğimde, her seferinde çocukluğumla yüzleşir, içimde canlı ve dimdik duran çocukluğum, ses ve görüntüye dönüşür, anılar benliğimi doldurur, dönerim içimdeki o günlere.<br />
Anımsadığım kadar 5 yaşlarında olmalıydım, ondan önceki dönemi çok hatırlamak istesem de, kıssa gölgelerin altında, bölük pörçük, tam duyamadığım, kesik sözcükler dizisi olarak anımsıyorum. Annem, babam ve 4 ablamla, bir ağabeyim ve bir ninem oluştururdu bizim aileyi.<br />
Ben Adana’da doğmuşum ve aileme daha doğduğum zamandan başlayarak şans getirmişim. Annem beni dünyaya getirdiğinde, Sabancı firmasında işçi olarak çalışıyormuş. Yeni çıkan kanun gereğince, doğum parası veriliyormuş ve ben de doğunca, fabrikada ilk kez, hakkı kullanan kişi annem olduğu için, ödülde verilmiş. Aldığı kendince büyük bir paraymış, daha sonra da bütün işleri yolunda gitmiş, o zamanlar mahallede ilk radyoyu, ilk gramofonu biz almışız.<br />
Büyük bir arsa üzerine kurulmuş olan evimiz vardı, girişte ki sağ tarafta büyük evde biz, tam karşıdaki evde ise 3 kiracımız otururdu. Ortada geniş avlumuz (bahçe) ve güneşten korunmak için yapılan çardak, üstü mevsiminde salkımları kocaman olan üzümlerle dolu olurdu.<br />
Babamda başka bir firmada çalışır, iş saatleri dışında hep çalışır, evde tamiratlarla uğraşırdı, her iş gelirdi babamın elinden, ama hep meşguldü. Ben doğduğumda babam, uğur olması ve benim uzun ömürlü olmam için, kavak ağacı dikmiş evimizin önüne. Ağaç benimle aynı yaşta olduğu için, onu çok severdim, benim olan bu ağacı en son, 11 yaşında gördüğümde çok şaşırmıştım. Öylesine uçsuz bucaksız büyümüştü, sanki tek hedefi, gökyüzüne ulaşmakmış gibi gelmişti bana.<br />
Ağacı gördüğümde, kendime sorduğum soruyu, dün gibi hatırlıyorum. ‘’Aynı yaşta olmamıza rağmen, ağaç neden bu kadar büyüye biliyor? Bu ulu ağacın içinde, sanki bir evren gizli ve ben o evrenin içinde sıkışan küçücük bir noktayım.<br />
Benim yaşadığım şehirde, Adana’da kar yağmazdı, Çukurova bölgesi olduğundan, yazları dayanılmaz sıcak, kışları da ılık geçerdi. Annem ilkbaharla birlikte, kışa kadar duracak olan, büyük leğeni avluya koyar ve içini hep su ile dolu tutardı, o su benim banyo suyum olarak kullanılırdı. Annem beni günde en az 2 – 3 kez yıkardı, oyunlara kaptırınca kendimi, ter ve toz içinde olur, annemde leğenden tas tas aldığı sularla beni yıkardı, hem de her kesin önünde.<br />
‘’En çok korktuğum insan kim’’ diye düşünecek olduğumda, aklıma gelen tek isim, annemin en samimi arkadaşı olan Sevim teyzedir. Sözde beni çok sevdiği ve tombiş (hafif şişman) çocuklara bayıldığı için, beni devamlı mıncıklar, kollarımı ısırırdı. Hala etimde olan onun diş izleri, gözlerimin önüne geliyor. Bana verdiği acılar sonrası, çığlıklarım hala kulaklarımda, ağlamam artarsa, annem kucağına alarak okşamaya başlar, beni avutmaya çalışan sözlerle teselli etmeye çalışırdı. ‘’O seni seviyor kızım’’ ama ben öyle sevilmeyi, asla sevmiyordum, ‘’neden annem karşı çıkmazdı böyle sevilmeme’’ diyerek çok düşünmüştüm.<br />
Acaba gece yatağı ıslatmam bu korkuların sonucumuydu? Çok utanırdım bu durumumdan, ağabeyimin arkadaşları gelirdi, Mehmet ve Zeki ağabey geldiklerinde, beni severler ve çoğu zaman kucaklarında uyurdum, sabah uyandığımda ıslaklık nedeniyle üşümüş, ürkek bir suçluluk duygusuyla kalkar ve kimseler bana kızmasa da, gün boyu çok utanırdım. Yatak ıslatmam nedeniyle, annem beni, iyileşmem için bol bol hocalara götürürdü, onlarda bana içilecek bir şeyler veriyorlardı, ‘’benim bir suçum yokmuş, şeytan beni kandırıyormuş.’’ Oysa benim şeytanım, Sevim teyze ve onun şiddet dolu, sevgi gösterileri olduğunu çok sonraları kavramıştım.<br />
Bir gün avluda oynarken, babam meyve ağaçlarının dallarını buduyordu, aniden dışarıdan geçen bir kişinin, avaz avaz bağırarak, ‘’dişçi, dişçi geldi, dişçi’’ diyordu. Babam elindeki işi aceleyle bırakarak, adama seslendi, ‘’içeriye gel dişçi.’’ Adam kara kuru, esmer çehreli bir insandı, elinde küçük bir sandıkla girdi avluya. Babamla selamlaştılar, babam beni göstererek, ‘’bizim ufaklığın ara sıra dişi ağrıyor, bir baksana.’’ Hayatımda ilk kez dişçi tanıyor ve merakla ne yapacak diyerek bekliyordum. Adam ağzımı açmamı emrettiğinde, babamın ağzını aç komutunu duyunca, sonuna kadar açtım. Adam ağzıma baktığında, ‘’oo bunun dişi çürümüş, çekilmesi gerekiyor.’’<br />
O dönemde, bu mesleği yapanlar Roman (Çingene) olur ve alet kutuları ile seyyar olarak dolaşırlardı. Yanındaki sandığı açarak malzemelerini çıkaramaya başladı, kerpeten, iğne gibi aletler aklımı başımdan almaya yetmişti, anladığım kadarıyla başıma güzel şey gelmeyecekti. Bu arada babamın annem ve ağabeyimi çağırmasıyla, bu korkum kesinleşmeye başlamıştı. Herkes sıkı sıkıya bir yerlerimi tutuyordu, kafamı, çenemi, ellerimi.<br />
Ne kadar uğraştılar bilmiyorum? Bana bir asır kadar uzun gelmişti, döktüğüm terler, gözyaşları. Bağırma imkanım bile yoktu, ağzıma koydukları kalın daldan dolayı, çenemi kapatma imkanım bile yoktu. Hayatımın ilk işkencesiyle tanışmış ve ilk işkencecilerim ise, en sevdiğim insanlar olan, ailem olmuştu.<br />
Bayılmış olmalıyım ki, uyandığımda adı dişçi olan, işkencecim gitmişti, beni de tekrar özgür bırakmışlardı. Annemin kucağında, beni şefkatle kucaklamış, saçlarımı okşuyor, ağzımdan sızan kanları siliyordu.<br />
Arenada saldırıya uğramış, öfkeli boğanın burun deliklerinden fışkıran ateş gibi, gözlerim nefret ve öfkeyle kısılmış, işkencecilerimi süzüyordum. İlk kez nefreti yaşıyor, gücümün yeteceğini bilsem, saldırmaya hazır şekilde, yumruklarımı sıkmıştım. Beni sevdiklerini sandığım, güvendiğim bu insanlar, yabancı biriyle birleşerek, bana işkence yapmışlardı.<br />
Öfkemden bas bas bağırmaya başladım, çığlıklarım yankılanıyordu avluda, ‘’artık sizi sevmeyeceğim, sizgden nefret ediyorum, beni öldürdünüz.’’ Çaresizce yere oturarak, acılarımla ağlamaya başlamıştım. Kendi dünyamda, yalnızca ben vardım, kimsenin bana dokunmasına izin vermiyordum. Günlerce ne yemek yedim, ne de kimseyle konuşuyordum. Babam günlerce gönlümü almaya çalıştı, çeşitli hediyeler aldı, ne yapsa faydasızdı. Çok inatçıydım, ta ki dişimin çekildiği yerin acıması geçinceye kadar işkencecilerimden nefret etmiştim. Sonrasında, babamın yaptığı bir teklifi kabul ederek, anlaşma yaptım,. Babam beni Lunaparka götürecekti, bunun karşılığında onu ve diğer işkencecilerimi affettim.<br />
O gün çekilen dişimin yerine, hiçbir zaman yeni bir diş çıkmadı. Bu gün, dilimin diş boşluğuna her değişinde o günü hatırlıyorum.<br />
SONGÜL TOKER<br />
S-Toker@web.de<br />
www.songultoker.com<br />
www.bizdunyacocuklari.com</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://songultoker.com/yaz-gunuydu-songul-toker/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Yaşanacaklar, yaşanmış ve bitmişti &#8211; SONGÜL TOKER</title>
		<link>http://songultoker.com/yasanacaklar-yasanmis-ve-bitmisti-songul-toker</link>
		<comments>http://songultoker.com/yasanacaklar-yasanmis-ve-bitmisti-songul-toker#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 07 May 2010 15:04:32 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Edebiyat]]></category>
		<category><![CDATA[Öykü]]></category>
		<category><![CDATA[Songül TOKER]]></category>
		<category><![CDATA[Yazar Şair]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://songultoker.com/?p=94</guid>
		<description><![CDATA[Felç geçirdikten sonra, arkadaş olduk tekerlikli sandalyeyle. Sol tarafım tamamen hareketsiz, sağ tarafım ise kısmen çalışıyor. Hapsedilmiş bedende ne kadar yaşanırsa, o kadar yaşamaya çalışıyorum. Çocukların evimizin alt katında, eşyalarımı toplayışını seyrediyorum. Bir kaç gün önce, oğlum Can ile kızım Beste, yanıma gelerek bana: “Anne biz düşündük, ikimiz de çalışıyoruz, yanlış anlama sakın, seninle ilgilenmek [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img class="alignleft" src="http://www.bbc.co.uk/wales/mid/sites/llanfyllin/images/lonely_tree_400x300.jpg" alt="" width="323" height="197" />Felç geçirdikten sonra, arkadaş olduk tekerlikli sandalyeyle. Sol tarafım tamamen hareketsiz, sağ tarafım ise kısmen çalışıyor. Hapsedilmiş bedende ne kadar yaşanırsa, o kadar yaşamaya çalışıyorum. Çocukların evimizin alt katında, eşyalarımı toplayışını seyrediyorum. Bir kaç gün önce, oğlum Can ile kızım Beste, yanıma gelerek bana:<br />
<span id="more-94"></span>“Anne biz düşündük, ikimiz de çalışıyoruz, yanlış anlama sakın, seninle ilgilenmek çok zor oluyor,“ dediler. “Oysa senin, düzenli bir bakıma ihtiyacın var. Bu yüzden seni huzur evine götürmeye karar verdik”.<br />
Yüzüme üzgün üzgün bakarak kızım, elimi okşayıp öpüyordu: “Bizi anlıyorsun değil mi anne, başka çaremizin olmadığını ve seni çok çok sevdiğimizi biliyorsun değil mi!“ İçimde kırılanları görmemeleri için, gülümseyerek başımı sallayıp, konuyu kapattım. ”Anlıyordum, çocuklar haklıydı. Çalışıyorlardı, kendi aileleri vardı, üstüne üstlük bir de ben eklenmiştim. Evet haklıydılar.”<br />
Daha o anda, yaşamın tüm renkleri, bir bir solmaya başladı içimde. Kendimi öylesine çaresiz, öylesine boş ve gereksiz hissettim ki; hıçkırıklar düğümlendi boğazıma. Göz yaşlarımı, kanayan yüreğimin acısını, kimsenin görmesini istemedim. Yalnızlığın, kopkoyu karanlığında boğuluyordum. Sahnede hayatimin son rolü oynanırken “ben seyirci durumuna düşmüştüm.”<br />
Can valizimi önüme koyarak, Beste’ye seslendi: “Başka bir şey var miı geç kalıyoruz.” Ağzımdan çıkan iniltiyle: “Ben henüz hazır değilim,” diye ifade etmeye çalışırken, elimi, kaldırabildiğim kadar kaldırıp, yukarıyı işaret ediyordum. Can: “Ne var anne, bir şey mi söylemek istiyorsun?“ diye sorunca, başımı salladım: ‘Beni yukarı götürün’ demeye çalıştım. “Ah anne, buna zaman kalmadı” diyerek, tekerlekli sandalyeyi itmeye başladı. Gerçektende götürüyorlardı beni. Vücudumun, hareket eden her yanıyla, tüm gücümü kullanarak, protesto ediyordum.<br />
Can: “Yine ne var anne, ne var?“ derken, yalvarırcasına gözlerine baktım. “Ne olur beni yukarı çıkarın, son bir kez, sizin büyüdüğünüz odaları, baban ile paylaştığım, onca yıllık odayı göreyim, ne olur, son kez bana izin verin…” Buraya, bir daha gelme şansım olmayacağını biliyordum ve yüreğim parçalanıyordu. Yıllarımızı paylaştığımız bu evi, bir daha göremeyicektim. Can beni itmeye devam ediyordu, anlamıyordu beni…<br />
Son şansımı kayb etme korkusu, çıldırtıyordu beni. Gözlerimi, Beste’ye çevirdim, yalvarırcasına bakarak, ondan ümit bekliyordum.<br />
“Ne olur kızım, sen bari beni anla! Sende bir annesin! Ben sadece sizin anılarınızı bir kaç dakika’da olsa, yeniden yaşamak istiyorum. Bu şansı almayın benden. Bak, gözlerime bak, yalvarışlarımı hiç mi anlamıyorsun? Bir kızıma, bir oğluna bakıyordum. Hiç mi bunca yıl gözlerime bakmadınız? Hiç mi sevinci mi, üzüntümü görmediniz?<br />
Yalvarırım size durun, durun! Ben gitmeye hazır değilim!. Bırakın, son bir kez anılarımla baş başa kalayım, bırakın ne olur”. Çaresizlik içinde, göz yaşlarım dökülürken, git gide dış kapıya yaklaşıyorduk. Ümitlerim azaldıkça, acılarım çoğalıyordu. Sanki yukarıda, çocukların itişip kakıştığını duyumsuyor, sanki eşimin sesi kulağıma ulaşıyordu. “Canım acıktık, yemek hazır mı?“ Ve çocukların sesi ona ekleniyordu. ”Evet anne, bizde acıktık!..“<br />
Tüm güzellikler, kara bulutlara yüklenmiş, sesler bir birine karışıyor, seneler hızlanarak akıp gidiyordu, gözlerimin önünden. Çaresizliğin teslimiyetini yaşıyordum<br />
Minibüs hareket etmeye başlamıştı bile. Gittiği her metre, uzaklaştırıyordu beni yaşamdan. Söylenecek söylenmiş, yaşanacak yaşanmış ve bitmişti. Gelmiştik Huzur evine. Ben, on beş metre karelik bu odada, ömrümün son durağına varmış, huzursuzluk içinde kıvranıyordum. Çocuklar işlemleri yapıp, valizimi bir kenara bıraktılar. “Anne biz geç kaldık, akşam üzeri tekrar sana uğrarız,” deyip gittiler.<br />
Odamda tek başınaydım. Gözlerimdeki bakışlar kendini boşluğa terk etti. Uçsuz bucaksız bir uçurum… Terkedilmişliğin, yalnızlığın amansız acısı… Nasıl da değişiyormuş, zamanla her şey. Sevdiklerim beni, bir bir terk ederken, yüreğimde yarattıkları, depremin farkına bile varmıyorlardı. Gözlerim takılırken anılara, geçmişin tutsaklığı belirginleşiyordu:<br />
Almanya’ya geldiğimde, bir yıllık evliydim, eşimden ayrılmak zor gelmişti bana. Kendisi üniversiteye gidiyordu, daha rahat günlere kavuşmak için, yabancı ülkeye gitme görevi, bana düşmüştü. On kadın toplu halde, Türkiye’den trenle, Heidelberg’e gelmiştik. Bizleri BBC firması, işçi olarak istetmişti. Tren istasyonuna indiğimizde, hepimiz nasılda ürkektik. Bizleri nelerin beklediği korkusu, yabancı insanlar ve anlamadığımız yabancı bir dil. Firmadan bizi karşılamaya gelmişlerdi, sonra kalabileceğimiz lojmanlara götürülmüştük. Bir oda’da dört bayan kalıyorduk ve kader arkadaşları olmak, zamanla bizi bir birimize öyle kenetlemisti ki.<br />
Acılarımız ve sevinçlerimizle bütünleşmiştik. Hasret doluydu her birimizin yüreği, dertli türküler, hüzün dolu göz yaşları, dökülürdü geceler boyu. Her şeye rağmen, umutluyduk gelecekten, bir gün yine kavuşacaktık sevdiklerimize. Bir yıl sonra eşim geldi yanıma. Küçücük kiralık evimizde, öylesine mutluydum ki…<br />
Artık hiç bir şeyin yabancısı değildim. Almanca bile öğrenmiştim. Tek hedefimiz para biriktirmek, bir ev almak, çocuklarımızı rahat büyütmek, onları okutmaktı. Arabayla ilk izine gidişimiz, çok heyecanlı olmuştu. Dönüşte bulgur, salça, fasulye gibi şeylerle doldurmuştuk arabayı. O dönemler Türk marketleri ve yiyecekleri yoktu. Çok tutumlu yaşıyorduk, diğer vatandaşlar gibi. Eğlence, gezme gibi bir lüksümüz yoktu. Hedefimiz belliydi, rahat bir gelecek.<br />
Kısa bır zaman sonra, iki çocuğumuz oldu, eşimle birlikte bakımlarını üstlenmiştik. Dünyamız renklenmiş, güzelleşmiş bir haylide zorlaşmıştı, çalışmak, ev işi, çocuklar… Hastalandıklarında, kaç gece uykusuz kalmış, işe öyle gitmiştim. Zamanla, hayalimizdeki evi de aldık. Güzel bir bahçesi vardı, çocukların oynadığı. Meyve ağaçları dikmiştik etrafına. Yıllar akıp gitti; onlar da büyüdü. Yavaş yavaş, bel ağrıları başladı bende, sağlığım gittikçe bozuluyordu.<br />
Eşim hep kızardı bana: “Artık bırak çalışmayı, evin borcu bitmek üzere, benim gelirim yeterli,” der dururdu. Ama ben hiç dinlemezdim. Çocukların okulu, evlilikleri vardı önümüzde, nasıl rahat oturabilirdim.<br />
Bir gün bitti okulları. Kızım hakim, oğlum avukat oldu. Beste evlendiğinde, melekler gibi görünüyordu. Ne kadar da bana benziyordu yarabbi. Yıllar öncesi kendimi yakalamıştım onda, şimdi iki çocuk anası. Oğlumun ise bir kızı var, altın saçlı. Onlar ayrılınca, evimiz bomboş kaldı. O boş odalarda bile, cıvıl cıvıl çocuk sesleri duyar oldum. Yıllarca alışamadık bu sessizliğe. Arada bir dertleşirdik eşimle, gözleri dolarak itiraf ederdi, ”Baba baba” diye seslenişlerini, bazen o da duyarmış. Ne de çok çekişirlerdi aralarında. Biz devreye girdiğimizde, hemen arka çıkarlardı birbirlerine. Ne çabukta geçti yıllar. Artık çalışamıyorum, emekliye ayırdılar. Tüm gün, gereksiz oturamadığım için, resim yapmaya başlamıştım. Güzelliklerin kaybolmasını istemiyordum. Kaybolan o kadar çok şey vardı ki…<br />
Haftanın en güzel günü pazardı, çünkü çocuklarımız, torunlarımız gelirdi. Eşimle gençleşirdik anında. Kovalamaca oynardı torunlarıyla. Sevinç damlacıkları yakalardım gözlerinde. Mutlu olduğu zaman, yanakları pembeleşir, çocuksu bakışları büyülerdi beni. Ve yine başlardı hüzünlü sessiz hafta. Aslında, gençliğimizde yapamadıklarımızı yaşamaya, o kadar çok zaman vardı ki!<br />
İnsan değişiyormuş zamanla, sakin bir limana dönüyor hayat. Hep sevdiklerine yakın olmak istiyor. Korkuyor onlari kayb etmekten. Gözlerimiz yolda kalıyor, gönül çocukların hep gelmelerini umuyor ve özlüyor işte, hep özlüyor. Her telefon çaldığında, yüreğimiz sevinçten kıpır kıpır oluyor.<br />
Eşim çalışıyor, bense tüm gün, iki katlı evimizde bomboş geziniyordum. Her şey aynı şekilde, yerli yerinde duruyordu, sanki her an çocuklar, yanımdan koşturarak geçip, odalarına gireceklermiş gibi.<br />
Neydi bunca yıllık savaşımız, neden böylesine yıprattık kendimizi? Nerede kaldı gençliğimiz; sevinçlerimiz , umutlarımız? Nerede o uçsuz bucaksız görünen yıllar? Dakikaların içine sığdırılmış, saniyeler gibi yaşandı ve bitti. Eşimle iyice bütünleşmiştik. Artık korkularımız yer değişmeye başladı. Şimdi kayb ettiklerimizden değil, kayb edeceklerimizden korkuyorduk. Eşim: “Allahım, beni senden önce alsın,” derken, hüzün dolardı gözlerine. ”Sana bir şey olursa, ben yaşayamam “ deyip, yüzünü çevirirdi. Göz yaşlarını saklardı benden.<br />
Git gide, merdivenleri çıkmakta zorlanıyordum. Böyle büyük ev gerekli değildi artık. Eşim, sadece alt katı kullanacağımız şekle getirdi. Alıştık hayatımızda ki değişikliğe. Birlikte geçirdiğimiz her güne şükrediyorduk. Son dönemde, birbirimize ayırdığımız zaman ve mutlu günler de pek uzun sürmedi. Bir gün eşim, iş yerinde kalp krizi geçirerek, terk etti beni. Haberi aldığımda, ağzımdan tek bir ses tonu çıkmadı. Öylece dona kalmıştım. Oysa bağırmak, çağırmak, çığlık atmak istiyordum.<br />
Aylarca, hastanede geçirdiğim zamanı, pek hatırlamıyorum. Felç geçirdiğim günden sonra, hiç konuşamadım: zaten kimse de kalmamıştı, beni dinleyecek. Arada bir, götürürlerdi eşimin kabrine. Lal ruhumda milyonlarca kelimeler dans ederken, ben bir tanesini bile söyleyemezdim.<br />
Hüzünlü bakışlarımla, sorardım kendisine. Neden bıraktın beni? Ne yaparım ben sensiz, bu soğuk, bu karanlık dünyada? Bak, artık terk ediyor beni bedenim, vücudum taşımıyor, ayaklarim götürmüyor beni. Zamanımıydı, zamanımıydı böyle gitmenin?.<br />
Sen de girmiyorsun rüyalarıma; yanıma gelmiyorsun artık. Yoksa ne zamandır, seni ziyaret edemediğime mi küstün, ne olur kızma! Sende terk etme beni. Dayanmaz buna yorgun yüreğim…<br />
Bilmiyorum kaç zaman geçti ama, ben de fazla kalmadım evimizde. Çocuklar beni buraya getirdiler. Yoksa sana söylemediler mi? Nerede olduğumu bilmiyor musun?<br />
Beni huzur evine getirdiler, artık zamansızlık içinde, bekliyorum seni. Hiç söylemek istemezdim ama, bu kez Can ile Beste, çok üzdüler beni. Çok istedim, son kez evimizin odalarını gezmek. Giydiğiniz eşyaları koklamak, anılarımızla baş başa kalmak. Yapmadılar, tüm yalvarışlarıma rağmen, yapmadılar.<br />
Kırk yıllık emeğimiz, bir valiz dolusu çıktı; öylesine kırıldım ki… Ya sen, sen ise bu kadarını bile götüremedin. Ne yaptık biz, ne? Neden yaşanacakları, zamanında yaşamadık? Kimin için, ne için savaşımız? Tek başıma kalkamadığım sandalyem, saatin tik takları gibi sallanıyor. Karşımdaki pencereden, dışarıyı seyrediyorum. Rüzgarın sert esişiyle, ağacın tüm dalları sarsılırken, dökülen yapraklara bakıyorum. Ne kadar da az kalmışlar, dallarda: Mevsim sonbahar. Bir kez daha, sararıp kuruyan yapraklar üzerinde, dolaşmak isterdim. Ayağımın altında oluşan hışırtı ve çıtırtıları duyumsayarak, koşmak alabildiğine… Sarılmak, ağacın çıplak gövdesine. Gökyüzünde parlayan güneş, yer yüzü, hazan mevsimi. Rengarenk yaprakları avuçlayıp, savurmak gökyüzüne. Kendime, mevsimlerden, gökkuşağı yaratmak isterdim. Zamanı, zamanı çevirebilseydim eğer.<br />
SONGÜL TOKER<br />
Şair ve cocuk masalları yazarı.<br />
S-Toker@web.de</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://songultoker.com/yasanacaklar-yasanmis-ve-bitmisti-songul-toker/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Yaşamayı Seviyorum – Songül TOKER</title>
		<link>http://songultoker.com/yasamayi-seviyorum-%e2%80%93-songul-toker</link>
		<comments>http://songultoker.com/yasamayi-seviyorum-%e2%80%93-songul-toker#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 07 May 2010 15:03:17 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Edebiyat]]></category>
		<category><![CDATA[Öykü]]></category>
		<category><![CDATA[Songül TOKER]]></category>
		<category><![CDATA[Yazar Şair]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://songultoker.com/?p=90</guid>
		<description><![CDATA[Seviyorum insanları Sarısını Esmerini Kadınını Erkeğini Düşünmeyi seviyorum Sevilmenin Sevilme şeklini Seviyorum yaratanı Yarattığı güzelliği Toprağı seviyorum Ağacı, suyu Güneşi seviyorum Gökyüzünde bulutları Uçsuz bucaksız Karanlığı seviyorum Avuçlarıma düşen Yıldızları seviyorum Acıları seviyorum Direnme gücü veren Özlemeyi! Hasreti seviyorum Kavuşturan Kavgamı seviyorum Beni savaştıran İnadına yaşamayı Seviyorum SONGÜL TOKER BOCHUM S-Toker@web.de]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img class="alignleft" src="http://lh3.ggpht.com/_ceMBSSnCjt4/S-1ofhpDdhI/AAAAAAAAEbA/v1-XIGss_mE/aqsss1.jpg" alt="" width="300" height="194" />Seviyorum insanları<br />
Sarısını<br />
Esmerini<br />
Kadınını<br />
Erkeğini<br />
Düşünmeyi seviyorum<br />
Sevilmenin<br />
Sevilme şeklini<br />
Seviyorum yaratanı<br />
Yarattığı güzelliği<span id="more-90"></span><br />
Toprağı seviyorum<br />
Ağacı, suyu<br />
Güneşi seviyorum<br />
Gökyüzünde bulutları<br />
Uçsuz bucaksız<br />
Karanlığı seviyorum<br />
Avuçlarıma düşen<br />
Yıldızları seviyorum<br />
Acıları seviyorum<br />
Direnme gücü veren<br />
Özlemeyi!<br />
Hasreti seviyorum<br />
Kavuşturan<br />
Kavgamı seviyorum<br />
Beni savaştıran<br />
İnadına yaşamayı<br />
Seviyorum<br />
SONGÜL TOKER<br />
BOCHUM<br />
S-Toker@web.de</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://songultoker.com/yasamayi-seviyorum-%e2%80%93-songul-toker/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>

