<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Songül TOKER &#187; Serdar TÜRKMEN</title>
	<atom:link href="http://songultoker.com/category/yazar-sair/serdar-turkmen/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://songultoker.com</link>
	<description>Şiir Ve Edebiyat</description>
	<lastBuildDate>Tue, 12 Jul 2011 17:03:52 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.2.1</generator>
		<item>
		<title>“EKMEK ALMAK ya da ALMAMAK” İŞTE MESELENİN ÖNEMLİ BİR KISMI BU!</title>
		<link>http://songultoker.com/%e2%80%9cekmek-almak-ya-da-almamak%e2%80%9d-iste-meselenin-onemli-bir-kismi-bu</link>
		<comments>http://songultoker.com/%e2%80%9cekmek-almak-ya-da-almamak%e2%80%9d-iste-meselenin-onemli-bir-kismi-bu#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 17 May 2010 18:22:38 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Edebiyat]]></category>
		<category><![CDATA[Öykü]]></category>
		<category><![CDATA[Serdar TÜRKMEN]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://songultoker.com/?p=194</guid>
		<description><![CDATA[Bir Pazar sabahı, annemin çok kızmasına rağmen yine erkenden kalkmış, ‘Aman uyanmasınlar’ sessizliğiyle, abonesi olduğum çizgi filmi izliyordum. Bilirsiniz Pazar günleri kasvetlidir, hele de baskın bir baba varsa hiç çekilmez böyle tatil günleri. Üstüne üstlük ertesi gün de okul varsa; hani şu beden eğitimi derslerinde matematik yapılan… Annem yine her zamanki gibi son anda: -Ekmek [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img class="alignleft" src="http://bircanogankul.files.wordpress.com/2009/09/guzel-gozlu-seker-cocuk5b15d.jpg" alt="" width="360" height="296" />Bir Pazar sabahı, annemin çok kızmasına rağmen yine erkenden kalkmış, ‘Aman uyanmasınlar’ sessizliğiyle, abonesi olduğum çizgi filmi izliyordum.<br />
Bilirsiniz Pazar günleri kasvetlidir, hele de baskın bir baba varsa hiç çekilmez böyle tatil günleri. Üstüne üstlük ertesi gün de okul varsa; hani şu beden eğitimi derslerinde matematik yapılan…<br />
Annem yine her zamanki gibi son anda:<br />
<span id="more-194"></span>-Ekmek yok<br />
Almam için para uzattı. O arada ‘Tusubasa’nın ‘Akilla vuruşu’na kitlenmiştim, oralı bile olmadım. Bir süre sonra, annemin ısrarlı ve aceleci tutumu ve benim ‘çizgi film hakkımı’ sonuna kadar savunmaktaki direngenliğim birleşince ortaya çıkan yüksek desibelli münakaşa üzerine ‘evin şahı’ uyandı.<br />
‘Tusubasa’ hala vuruşu yapmamıştı. Bir yandan “Bir an önce vursa şu topa” diye geçiyordu içimden, neticeyi üç aşağı beş yukarı biliyordum; ‘gol olacaktı’ ama yine de ekran başından kalkmak olası değildi benim için.<br />
Bütün hafta patronundan ‘illallah’ etmiş, şimdi bunun acısını evdeki fertlerden çıkarma ihtimali yüksek olan babanın, “Bir Pazar’ımız var” muhabbetiyle kutsallaştırılmış bir günün sabahında, yaşanan bu yüksek sesli tartışmayla, hele de kahvaltı hazırlanmamışken uyandırılması da ne demekti!<br />
Tartışma yapılan odanın kapısı açıldı ve don-atlet baba belirdi; bütün bir haftanın yorgunluğu göz kapaklarında birikmiş ki, kaldıramıyor onları.<br />
Baba, hemen bir yargıca dönüşüp anlaşmazlığı karara bağladı. “Serdar, ekmek almaya gidecek”.<br />
‘Tusubasa’ vuruşu yapmıştı ama o topun kaleye gitmesi en az 10 dakika sürerdi.<br />
Bir tarafta sorgulanamaz bir karar, diğer tarafta da ‘Tusubasa’nın vuruşu…<br />
Bu çelişkinin bendeki çıktısı döküldü ağzımdan:<br />
-Gitmiyorum!<br />
Artık bir iktidar mücadelesiydi bu. Bugün bakkala gitmeyen yarın gece yarılarına kadar eve de gelmez, ödevini de yapmazdı!<br />
-Ne demek ‘gitmiyorum’?<br />
-Basbayağı gitmiyorum!<br />
Mızıkçılık, karşı konulması güç bir silaha dönüşüyor. Her gitmiyorum deyişimde başım biraz daha dikleşiyor ve gözlerinin daha derinlerine bakmaya başlıyorum yargıcın. Her söyleyişim biraz daha güven katıyor bana. İki karakter var içimde ve “Gitmiyorum” diyene şaşırıyor öteki, panikliyor, beriki devam ediyor söylemeye…<br />
Emirlere itaat etmeyenlere ne uygulanacağını daha önce düşünmemiş olmalı baba. Anne de bu beklenmeyen itaatsizlik karşısında şaşkın! Çünkü bu metafizik itaatin bir gerekçesi yok. O zaman ‘Kır kalemi kes cezamı’. Son söz için engizisyona bağlanıyoruz;<br />
“Peki, o zaman çık git bu evden diyor” baba.<br />
“Ulan bu hiç hesapta yoktu” diye geçiyor içimden ama geri adım atmak daha fena, “Bugün ekmek muhabbetinde yenilirsem yarın aşağı mahallede top oynamamı da yasaklarlar”.<br />
Ya herro ya merro!<br />
-Tamam giderim.<br />
Hakikaten gidebilir miyim, gidersem nereye giderim? Babanneme gitsem olmaz, biraz endişelendirmek gerekir. Onur’lara gitsem kaç gece kalabilirim ki? Bir iş bulsam… Bu yaşta mı?<br />
Kapıdan çıkıyorum. Blöfünü görmediğim baba yeni bir kontra-atak peşinde:<br />
-Üstündekileri de çıkar o zaman, onları sana ben aldım.<br />
Belden aşağı bir vuruş ama bu eşitsiz mücadelede de hakem aramak ‘iyi niyetli bir ahmak’lığı aşmaz zaten.<br />
Yola gelmek mi? Hayır!<br />
Öteki ses çok daha baskın, haklı çıkmıştı o ses. Giysileri bir çırpıda çıkardım ve özensizce koridora attım. Şimdi nereye gideceğim kaygısına bir de ‘bu halde’ nereye gideceğim sorusu eklenmişti. Belki de çizgi filmlerdeki bir kahramandım artık ben. Köşe başındaki inşaata girerdim. Orda 1-2 adam vardı daha önce top oynadığım. Onlar bana bir giysi verirlerdi herhalde ve hatta belki orada çalışmaya da başlardım. Simit satan bir arkadaşım vardı, annem o çocukla görüşmememi defalarca tembih etmişti. Evet, şimdi onun yanına da giderdim…<br />
Merdivenlerden aşağı inerken bu düşünceler zihnimin çeperlerini zorluyordu. Film şeridi misali bir sürü senaryo beliriyordu kafamda 1 dakika sonrasına ilişkin. Az sonra çırılçıplak bir biçimde caddeye çıkacaktım ve nereye gideceğim belli değildi, eve dönmem hiç mümkün değil gibiydi. Tam 2.kata gelmiştim ki karşımda yan komşumuz ile âşık olduğum kızı belirdi.<br />
İşte lanet sözcükleri bu anlar içindir. İlk olarak, ‘ ”Oğlum amcana göster” dediklerinde hemen gösterdiğim pipimi’ kapattım! O an hiç kimse bir şey söylemedi ya da ben duymadım. Çöldeki kutup ayısı gibi hissetmeyi de bilmiyordum o zaman. Yalnızca utandım.<br />
Apartmandan dışarı çıktığım anda, peşimden koşturan annem beni çeviklikle kavradı ve eve çıkardı. Evde sessizlik hâkimdi, kimse bu konu hakkında ne o anda ne de sonra konuşmadı.<br />
‘Tusubasa’nın vurduğu top hala kaleye gitmemişti. Çizgi filmi sonuna kadar izledikten sonra kahvaltıya oturdum.<br />
Böylece ekmek almaya gitmedim. Evet, kazanmıştım; öteki ses haklı çıkmıştı. Daha önemlisi ise, evdeki karar süreçlerinin sorgulanabileceğini kendi kendime öğretmiştim.</p>
<p>Bir süre kahvaltılar bu çizgi filmlere göre ayarlandı. Sonra maalesef büyüdüm.</p>
<p>Serdar<br />
13 Ekim 2009<br />
Mersin</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://songultoker.com/%e2%80%9cekmek-almak-ya-da-almamak%e2%80%9d-iste-meselenin-onemli-bir-kismi-bu/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>

