Archive for the ‘Edebiyat’ Category

September 12th, 2010

ÇÖPÇÜYÜZ BİZ / Songül TOKER

Her gece Tan yeri ağarmadan
Dökülürüz MERSİN sokaklarına
Çöpçüyüz biz…
Temizleriz kare kare
Geceden arta kalan umutlarını
Bu şehrin…
Gülüp geçtiğiniz sokaklarda
Çarmıha gerip bir bir
Sokak lambalarına astığınız
Düşleriniz var ya
İşte onları!

July 8th, 2010

Fakir Baykurt

1929 yılında Akçaköy/Yeşilova-Burdur’da doğdu. Gönen Köy Enstitüsü’nü bitirince (1948) beş yıl köy öğretmenliği yaptı. Ankara Gazi Eğitim Enstitüsü’ndeki öğrenimini tamalayınca da (1955) ortaokul öğretmeni olarak Sivas,

Hafik ve Şavşat’ta çalıştı, ilköğretim müfettişliği yaptı, TÖS ( Türkiye Öğretmenler Sendikası) ve TÖDMF ( Türkiye Öğretmen Dernekleri Milli Federasyonu ) Genel Başkanı oldu. Baykurt bu etkinliklerinden ötürü 1971’ de sıkıyönetimce tutuklandı

May 17th, 2010

“EKMEK ALMAK ya da ALMAMAK” İŞTE MESELENİN ÖNEMLİ BİR KISMI BU!

Bir Pazar sabahı, annemin çok kızmasına rağmen yine erkenden kalkmış, ‘Aman uyanmasınlar’ sessizliğiyle, abonesi olduğum çizgi filmi izliyordum.
Bilirsiniz Pazar günleri kasvetlidir, hele de baskın bir baba varsa hiç çekilmez böyle tatil günleri. Üstüne üstlük ertesi gün de okul varsa; hani şu beden eğitimi derslerinde matematik yapılan…
Annem yine her zamanki gibi son anda:

May 7th, 2010

İçimdeki Çocuk – Songül TOKER

Güzel bir hazan mevsimiydi, gölün etrafında yürüyüş yaparken, çocuk parkının yanına gelmiştim. Oynayan çocukları görmek, onların gözlerindeki coşku ve sevinci yakalamak, beni daima mutlu ederdi. Çocuklarla oynamayı çok severim, o tertemiz dünyaları, hep büyülemiştir beni.
Hemen boş duran salıncağa koşup, sallanmaya başladığımda, tüm yetişkinlerin gözleri üzerime çevrilmişti.

May 7th, 2010

Yaşanacaklar, yaşanmış ve bitmişti – SONGÜL TOKER

Felç geçirdikten sonra, arkadaş olduk tekerlikli sandalyeyle. Sol tarafım tamamen hareketsiz, sağ tarafım ise kısmen çalışıyor. Hapsedilmiş bedende ne kadar yaşanırsa, o kadar yaşamaya çalışıyorum. Çocukların evimizin alt katında, eşyalarımı toplayışını seyrediyorum. Bir kaç gün önce, oğlum Can ile kızım Beste, yanıma gelerek bana:

May 7th, 2010

Yaşamayı Seviyorum – Songül TOKER

Seviyorum insanları
Sarısını
Esmerini
Kadınını
Erkeğini
Düşünmeyi seviyorum
Sevilmenin
Sevilme şeklini
Seviyorum yaratanı
Yarattığı güzelliği

May 7th, 2010

Unutulmayan sevdalar – I Songül TOKER

Kapı çaldığında, yemekle uğraşan yaşlı kadın, kapıyı açmaya giderken torununa seslendi.
-Kızım, kapıyı duymadın mı?
Ses çıkmayınca gülerek kapıya doğru giderken,” hayırdır bu saat de kim gelirki bana” diye düşünürek kapıyı açtı, yıllardır görmediği oğlunu kapıda gördüğünde, sevinç çığlıkları atarak boynuna sarıldı. Ana oğul hasretle kucaklaşırken:
-Seni çok özlemişim be ana, burnumda

May 7th, 2010

Unutulmayan sevdalar 4 – Songül TOKER

Erdal tüm öfkesiyle merdivenleri hızla indi ve Ömer’in oturduğu evine koşarcasına yürüyerek, kapının ziline ısrarla basmaya başladı. Pencereden bakan Ömer, aşağıda duran Erdal’a şaşkınlıkla bakarak seslendi:
- Ne oluyoruz ya! Dağ başında mı yaşıyoruz?
Erdal, inanılmaz bir güçle kapıyı sallayarak, sanki kapıyı yıkmaya çalışırcasına uğraşırken, başını kaldırarak Ömer’e:
- Aç lan şu kapıyı!

May 7th, 2010

Unutulmayan sevdalar 3, Songül TOKER

Bu gün iki çocuk annesi olduğum gün, herkesin mutlu olacağı bir günde, ben hüzün doluyum. İki günahsız, iki suçsuz bebek, bu sorumluluğu taşıya bilecek miyim bilmiyorum. Kaç kez aldırmaya çalıştım bırakmadılar. ‘Çocuk olunca her şey düzelir, sevgini onlara verir unutursun Erdal’ı’ diyordu annem, ‘umarım haklı çıkar! Belki onlar beni tekrar hayata döndürür, ölmüş olan ruhum, tekrar yaşam umudu kazanır, sevinç dolar, belki mutlu bile

May 7th, 2010

Unutulmayan Sevdalar 2 – Songül TOKER

Buket gözlerini açtığında kocasını görünce birden bitmeyen bir acıyla çığlık atmaya başlamıştı. Ömer hemen ilk yardım düğmesine bastı. Gelen hemşire sakinleştirici iğne vurmaya çalıştığında, Ömer, Buketin sıkı sıkıya kollarını tutuyordu. Buket’se hala çığlıklar atarak:
-Bırakın beni bırakın, ben yasamak istemiyorum! Ölmek istiyorum, buna damı hakkım yok. Bu benim hayatım, ölmek istiyorum, bırakın beni!